benim çocukluğum; domates, çilek, salatalık toprak kokardı! sokaklarımda çocuklar oynar, yaşlılar şen sohbetler ederdi. akşam nedir bilmezdik, sokaklar bizimdi. evlerimiz saray değildi, cebimizde delikti hep. orta sınıf derlerdi bize. öğretmenin çocuğu, memurun çocuğu, işçinin çoğu v.s.. bize öğretilen dürüstlük, sevgi ve saygıydı. ben- biz- benimgibiler kötülüğe iyilikle, büyüğe saygıyla büyüdü, hala öyleler! onca şey yaşandı ve hala öyleler! benim öğretmenim gibi, benim ailem gibi bizler ayakta durmaya çalışıyoruz. cebimiz baya bir delik etrafımız borçlu. orta sınıf yok artık. yüzü gülen insan az, toprak kokusu yok… kimimiz köye yerleşiyor, kimimiz daha iyi olduğunu umut ederek yurt dışına gidiyor, kimimiz burada kalıyor ve gerçeklerle gerçekten savaşıyor, kimimiz sadece hayal ediyor. 80 sonrası, 80 öncesinden çok farklı evet! bizi yetiştiren ailelerimiz belki korkudan, belki çok sevgiden bizi herşeyden uzak tutarak büyüttü. bizler çoğu şeyi kendi merakımızla öğrendik. kan çekti belki! ama öğrendik, şimdi ne 80 öncesinin fikrini tam taşıyabiliyoruz ne de günümüzü kabul edebiliyoruz. tartışıyoruz, yazıyoruz, paylaşıyoruz evet ama bir yere varmıyor. 80 öncesini bizden ayıran en önemli fark onların bir gövdede toplanabiliyor olmasıydı, biz kendi gövdelerimize, içinde bölünebilir ve tekrar birleşebilir bir yapı oluşturduk. her bir parçamız başka bir tarafa bakıyor. doğrular ve yanlışlar hep çokça vardı ama 80 öncesinde inanç tekti.
azıcık geriye dönüp baktığında görebiliyorsun bizde nelerin eksik olduğunu, değişimi sağlamak hiç zor değil. dünya’da örnekler çok!!! azıcık bak!